Bu Dolunay’dan korkmalı mıyız?

share on:

Süper ay olarak önceki dün akşam izlediğimiz son yılların en yakın dolunayı, çeşitli korkuları ve hurafeleri de beraberinde getirdi.

Son 70 yılda gerçekleşen ve ortalamadan yüzde 14 daha büyük ve yüzde 30 daha parlak görünen bu ay görüntüsünü 25 Aralık 2034'e kadar bir daha bu kadar yakından görmeyeceğiz. Ancak yaşanan her doğa olayından sonra 21. yüzyılın en yakın Süper Ay'ı da çeşitli korkuları beraberinde getirdi. Bugün bile birçok insan dolunayın mistik güçlerinin insanlarda psikiyatrik rahatsızlıklar, intiharlar, cinayetler, acil servislik vakalar, trafik kazaları, spor müsabakalarında kavgalar, köpek ısırmaları ve bunlara benzeyen bazı garip ve olağandışı davranışları ve olayları tetiklediğine inanıyor.

Bu korkuların gerçeklik payı nedir? Dolunayın insan davranışları üzerindeki etkisi tamamen astronomik ve psikolojik bir şehir efsanesiyse o zaman neden birçok insan böyle bir etkinin varlığına inanıyor? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, bu korkunun muhtemel sebeplerini şöyle açıklıyor:

GERÇEKTEN GARİP ŞEYLER YAŞANIR MI?

“Bilimsel açıdan baktığımızda insanlar "yanılsamalı korelasyon" olarak adlandırılan ve gerçekte olmadığı halde iki şey arasında olduğuna inanılan bir algının kurbanı oluyorlar. Mesela, eklem ağrıları olan birçok kişi yağmurlu havalarda ağrılarının daha da çok arttığını iddia ederler ama bilimsel araştırmalar böyle bir bağlantının varlığını teyit etmiyor. Sıcak yaz günlerinde otobanlarda gördüğümüzü zannettiğimiz su birikintileri de aynı şekilde. Yanılsamalı korelasyonlar, bazen bize olmayan bir şeyi varmış gibi gösterebilir.

KORKULAR ÖNYARGIYLA UYUMLU

Yanılsamalı korelasyonlar kısmen beynimizin daha çok gerçekleşmemiş olaylara değil de gerçekleşmiş olaylara konsantre olma ve onları hatırlamaya daha çok yatkın olmasından ileri gelir. Gökyüzünde dolunayın olduğu bir gece gerçekten garip bir şey olduğunda, hemen bu durumun farkına varırız, başkalarına bunu anlatır ve kendimiz de hep hatırlarız. Böyle davranmamızın sebebi bu tür olayların kafamızda zaten var olan önyargıyla uyumlu biçimde gerçekleşmiş olmasıdır. Bu konuyla ilgili yapılan bir araştırmada dolunay etkisine inanan psikiyatri bölümü hemşireleri, bu etkiye inanmayan hemşirelere göre, dolunayın olduğu gecelerde hastaların garip davranışlar sergilediğine dair daha çok notlar yazmışlardır. Bunun aksine, dolunayın olduğu fakat hiçbir sıra dışı olayın olmadığı gecelerde, bu olaysızlık hali hafızamızdan hemen siliniverir. Olayları seçici bir şekilde hatırladığımız için, hatalı bir şekilde dolunayla garip olaylar arasında bir bağlantı olduğu algısına kapılırız.

SU MU SEBEP OLUYOR?

Eski çağ filozoflarından olan Aristoteles ve Büyük Plinius'un ardından, psikiyatr Arnold Lieber gibi bazı çağdaş yazarlar, dolunayın insan davranışları üzerindeki varsayılan etkilerinin, dolunayın su üzerindeki etkisinden kaynaklandığını ileri sürdüler. Sonuçta, insan vücudunun yüzde 80'i sudan oluşuyor. Belki de ayın dengesiz sihri, sinir sistemimizdeki su moleküllerinin dizilimini bir şekilde bozmasıyla ortaya çıkıyor. Bu açıklamayı, yani ayın su üzerindeki etkisinin bizde davranış değişikliklerine sebep olduğu varsayımını, çürüten en az üç tane sebep var. Öncelikle, ayın yerçekimsel etkileri, davranışlar üzerinde dikkate değer bir fark oluşturmak şöyle dursun, beyin aktivitemiz üzerinde bile bir etki bırakamayacak kadar küçük. Ayın yerçekimsel etkisi okyanuslar, göller gibi sadece açık su kütlelerini etkilerken, insan beynindeki su gibi kapalı alanlar içindeki sulara etki etmiyor. Ayrıca Ay’ın yerçekimsel etkisi, bizim ayı göremediğimiz ve yeni ay olarak bilindiği zamanlarda da, en az dolunayda olduğu kadar güçlü.

BİLİM ADAMLARI DA BOŞ DURMADI

Florida International Üniversitesi, Colorado State Üniversitesi ve Saskatchewan Üniversitesi'nden psikolog ve astronomlar dolunayın insan davranışları üzerinde tutarlı biçimde aynı etkilere sahip olup olmadığını bulmaya çalıştılar. Sonuçta, bu araştırmaların hiçbirinde böyle bir etkinin varlığına dair bir kanıta ulaşamadılar. 37 araştırmanın sonuçlarını birleştirerek ve bu sonuçlara tek büyük bir araştırmanın sonuçları olarak değerlendiren bu araştırmacılar dolunayın suç işleme vakaları, intiharlar, psikiyatrik problemler ve kriz merkezlerini aramayı gerektirecek durumlar gibi olağanüstü gelişen olaylarla hiçbir ilgisinin olmadığı sonucuna vardılar.

BASIN SEKTÖRÜ VE BEYAZ PERDE KORKUYU BESLİYOR

Medyada konuyla ilgili yer bulan yayınlar bu inanışın yaygınlaşmasında önemli bir rol oynuyor. Hollywood'un onlarca korku filminde dolunayın olduğu gecelerde adam yaralama, silahla birini vurma ya da psikotik reaksiyonlar gibi tuhaf ve korkutucu olaylar çok sık işleniyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Günümüzde dolunayın insan davranışları üzerindeki etkisi asılsızdır.”

 
share on: